CAHİT ARF ve YAPAY ZEKA
Yapay Zekânın düşünüp düşünemeyeceğini yıllar önce sorgulayarak günümüze ışık tutan, "Ben matematiğe hayatımı adadım, karşılığında bana hayatımı geri verdi." sözüyle bildiğimiz, bir bilim insanımız Cahit Arf.
Çoğumuzun 10 TL'nin üzerindeki fotoğrafıyla tanıdığı ama ülkemiz için önemli bir deha olan Cahit Arf, şu an günümüzün meselesi haline gelen yapay zekaya yıllar önce değinmişti.
Ordinaryüs Prof. Dr. Cahit Arf, 1959 yılında Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen halka açık konferans serisinin ilkinde günümüze de ışık tutacak bazı önemli tespitler yapıyor.
Arf, lonuşmasında öncelikle şu tespitte bulunuyor;
II. Dünya Savaşı'ndan sonra gazete ve radyolarda müspet ilimlerin yarattığı üç mucizeden bahsedildi. Bunlar atom enerjisinin elde edilmesi, duruma göre karar veren ve bu kararlara uygun işler yaptıran düşünen makineler, diğer tabiriyle elektronik beyinler ve nihayet fezaya fırlatılan aletler, yani suni peykler.
Arf, bu konuşmasının büyük bir bölümünü düşünen makineleri betimlediği anlatımlara ayırıyor ve düşünen makineler üzerine odaklanıyor. Zilli saat örneğinden yola çıkarak, kurulu saatin kendi dilinde belirli bir saatte çaldığını, ama susturma düğmesine basıldığında sustuğunu, ancak bu mekanik düzeneğin elbette refleks geliştirici olarak olduğunu belirtiyor. Ardından bir miras konusunu çözmek için kullanılacak bir makineden bahsediyor. Arf, sorulacak soruların "evet" veya "hayır" şeklinde cevap verebileceğini söylerken aslında bugünkü bilgisayarın temel algoritmasını bize basit bir örnekle anlatmış oluyor ve çok basit makinelerin bile aslında bir muhakeme yürütebileceğini söylüyor. Bu tür makinelerin adını "analog makine" olarak adlandırıyor. Elbette bu makinelerin kusursuz işlem yapabilmelerine ve insan beyninden daha çabuk tepki vermelerine rağmen, beklenmedik durum veya sorunlar karşısında insan beyninin problem çözme kapasitesinin çok altında olduklarını da belirtiyor. Bu durumu dikkate alarak Arf, şu soruyu soruyor: "İntibak kabiliyeti olan, yani makine yapılırken düşünülmemiş olan problemleri de çözebilen bir makine yapılabilir mi? Ve nasıl yapılabilir?"
Arf, bu soruya cevap ararken insan beyninin nasıl veri işlediğini maddeler halinde sıralıyor ve bu işlevselliği makine tarafından yerine getirilmesini ön hafıza, kontrol cihazı, hafıza, dönüşüm cihazı ve yayım cihazı olarak görselleştiriyor. Bu etkilerin 20 harf kullanılarak dizilimi ile mantık kurallarına göre dönüşümünün aslında iki harf ile de olası olduğunu anlatıyor. İnsan beyni ile makine arasındaki farkın estetik olduğunu söyleyen Cahit Arf bunun gereken tanımlamalarla bir makinenin bir müziği güzel bulup bulmadığını söyleyebileceğini de ifade ediyor.
Arf, bu açıklamaların sonunda bu makinelerin anlaşılmasının şeytanî bir zekâya değil akl-ı selim ile mümkün olduğunu söylüyor. Bunun için de "tükenmez sabır ve sebat ve bol bol ter dökülmesi" gerektiğini de hatırlatıyor..
Nurcan Uluçay

